top of page
Ara


Gölge Sadece Karanlık Değildir: Bastırılan Yanlarımız Neden Geri Döner?
Bastırılan her şey kaybolmaz; sadece görünmek için başka bir zaman bekler. Bazen insan kendine yabancılaşır. hiç yapmak istemediği şeyi yaparken, hiç söylemeyeceği şeyi söylerken kendini yakalar. Ve ardından şöyle bir cümle gelir: "Ben aslında böyle değilim." Belki de mesele tam olarak budur. O taraf da senin bir parçandır. Bastırılan her şey karanlık değildir. Bazen insan, sadece öfkesini değil, neşesini de saklar. Sadece geri çekilmez, parladığı yerleri de kısmayı öğrenir.

Ayça Özbatır
17 saat önce3 dakikada okunur


İlişkide Değiştirme Arzusu: Sevmek mi, Düzeltmek mi?
Birini değiştirmek istemek, çoğu zaman onu anlamakla karıştırılır. İlişkilerde sık duyulan bir cümle vardır: “Ben onu değiştirmek istemiyorum ama…” Bu “ama”dan sonra gelenler çoğu zaman şunu gösterir: Karşımızdakini olduğu gibi kabul etmek ile onu dönüştürmek istemek arasında kalırız. Ve çoğu zaman fark etmeden, ilişkiyi bir anlama alanı olmaktan çıkarıp bir düzeltme alanına çeviririz. Neden değiştirmek isteriz? Birini değiştirmek istemek her zaman kötü niyetli değildir. Aksi

Ayça Özbatır
6 Nis2 dakikada okunur


Hızlı Çözüm İllüzyonu: Bir Ergeni “Tamir” Etmek Mümkün mü?
Günümüz dünyasında her şey hızlandı. Bir şeye ulaşmak, bir sorunu çözmek, bir ihtiyacı gidermek… Bu hız, fark etmeden ruhsal alana da taşındı. Artık birçok ebeveyn, çocuğunun yaşadığı zorluk karşısında bir çözüm değil, hızlı bir çözüm arıyor. Sanki ortada bir “bozulma” var ve doğru uzman bulunursa kısa sürede “düzeltilebilir.” Oysa ruh, bir sistem değildir. Ve insan, tamir edilecek bir nesne değildir. Semptomun Dili: Görünenin Ötesi Bir ergenin davranışı çoğu zaman bir mesaj

Ayça Özbatır
30 Mar2 dakikada okunur


Hep Güçlü Olmak Zorunda Hissetmek
Yetişkinlikte Görünmeyen Yorgunluk Bazı insanlar için güçlü olmak bir seçim değil, bir zorunluluk gibi hissedilir. Hayatın birçok alanında şu cümle eşlik eder: “Ben hallederim.” “Benim ayakta kalmam lazım.” Dışarıdan bakıldığında bu güçlü görünür. Ama içeride çoğu zaman başka bir duygu vardır: Yorulmak. Ve bu yorgunluk her zaman görünmez. Neden Hep Güçlü Olmak Zorundayız? Bu his çoğu zaman bugüne ait değildir. Kökleri daha eskiye uzanır. Bazı insanlar çok erken yaşlarda: soru

Ayça Özbatır
24 Mar2 dakikada okunur


"Sıkıcıysa Niye Yapayım?"
Haz Odaklı Büyümenin Görünmeyen Sonuçları Son yıllarda birçok ebeveyn benzer bir durumdan söz ediyor: “Çok çabuk sıkılıyor.” “Sıkıcıysa yapmak istemiyor.” “Keyif almıyorsa hemen bırakıyor.” Bu durum çoğu zaman motivasyon eksikliği ya da sorumluluk sorunu olarak yorumlanabiliyor. Oysa bazı durumlarda mesele yalnızca isteksizlik değildir. Bazen zor olan şey, sıkılma ya da zorlanma duygusuyla birlikte kalabilmektir. Haz Kültürü ve Çocukluk Bugünün çocukları çoğu zaman iyi niyetl

Ayça Özbatır
17 Mar3 dakikada okunur


Ergenlerde Okul Tükenmesi
İsteksizlik mi, Yorulan Bir Sinir Sistemi mi? Son dönemde birçok ebeveynden benzer cümleler duyuyorum: “Eskisi gibi okula gitmek istemiyor.” “Çok çabuk yoruluyor.” “Sanki hiçbir şeye isteği kalmadı.” İlk bakışta bu durum tembellik, motivasyon eksikliği ya da sorumluluk almamak gibi yorumlanabiliyor. Oysa çoğu zaman gördüğümüz şey bir isteksizlik değil; yorulmuş bir sinir sistemidir. Okul Artık Sadece Akademik Bir Alan Değil Bugünün ergeni için okul yalnızca derslerin öğrenild

Ayça Özbatır
3 Mar2 dakikada okunur


Psikanalizde Zaman Neden Yavaş İşler?
İlerleme Her Zaman Görünür Değildir. Son dönemde terapide sık duyduğum bir cümle var: “Bir süredir hep aynı şeyleri konuşuyorum.” “Sanki ilerlemiyorum gibi.” Terapi içinde bu deneyim oldukça yaygındır. Çünkü değişim çoğu zaman yeni bir konuya geçmekle değil, aynı konuya farklı bir yerden bakabilmekle olur. Terapiye başlayan birçok kişi benzer bir beklenti taşır: İyi hissetmek, rahatlamak, değişmek. Ve zaman zaman şu düşünce gelir: “Bu kadar zaman geçti, neden hâlâ aynı şe

Ayça Özbatır
23 Şub1 dakikada okunur
Neden Sürece Müdahale Etmek İstiyoruz?
Sabırsızlık, Kaygı ve Kontrol İhtiyacı Bir süreç uzadığında çoğu insan huzursuz olur. Çocuğun zorlanması, ilişkinin düğümlenmesi, terapide tekrar eden konular… Bir noktada içten içe şu dürtü yükselir: “Bir şey yapmalıyım.” “Bunu hızlandırmalıyım.” “Buraya müdahale etmeliyim.” Müdahale etme isteği çoğu zaman çözüm arayışı gibi görünür. Ama klinikte sık gördüğümüz şey şudur: Bu dürtünün kökünde çoğu zaman kaygı vardır. Müdahale Çoğu Zaman Kaygıyı Düzenlemek İçindir Bir ebeveyn

Ayça Özbatır
19 Şub1 dakikada okunur


Bekleyebilmek: Ruhsal Gelişimin Sessiz Kas Gücü
Beklemek çoğu zaman yanlış anlaşılır. Pasiflik, vazgeçme ya da hiçbir şey yapmama gibi algılanır. Oysa ruhsal düzeyde beklemek, en aktif içsel süreçlerden biridir. Klinikte sık karşılaştığımız bir zorluk vardır: İnsanlar hissettiklerinin geçmesini ister. Çocukların zorlanmasının bitmesini, ilişkideki düğümün çözülmesini, terapide rahatlamanın bir an önce gelmesini bekler. Ama ruhsal süreçler, aceleye gelmez. Sabır Pasiflik Değildir Sabır, çoğu zaman “katlanmak” gibi düşünülür

Ayça Özbatır
11 Şub2 dakikada okunur


Bekleyebilmek: Ruhsal Süreçler Neden Hızlandırılamaz?
Günümüz dünyasında hız bir değer hâline geldi. Çabuk öğrenmek, hızlı toparlamak, hemen iyileşmek, geç kalmamak… Sanki ruhsal süreçler de bir takvimle, bir planla, bir ivmeyle ilerlemeliymiş gibi. Oysa klinikte gördüğümüz gerçek bambaşkadır: Ruhsal büyüme hızlanmaz. Ancak taşınır. Birçok yetişkin, kendi duygusal süreçlerinde sabırsızdır. Aynı sabırsızlık, çocuklarının gelişiminde de ortaya çıkar. “Artık alışmış olması gerekirdi.” “Hâlâ mı böyle hissediyor?” “Ne zaman geçecek?”

Ayça Özbatır
3 Şub1 dakikada okunur


Sınır Nasıl Konur?
Kırmadan, Suçlulukla Boğuşmadan, Kendini Kaybetmeden Sınır koymak isteyen pek çok insan, doğru cümleyi bulamadığını söyler. Ne söyleyeceğini bilir ama söyleyemez. Ya da söyledikten sonra suçlulukla geri adım atar. Oysa çoğu zaman mesele cümle değil, sınırla ilgili içeride yaşanan karmaşadır. Çünkü sınır koymak, yalnızca karşı tarafa bir şey söylemek değil; aynı zamanda kendi içimizde bir düzenleme yapmaktır. Sınır Neden Bu Kadar Sertleşir ya da Çöker? Klinikte sık gördüğümüz

Ayça Özbatır
29 Oca2 dakikada okunur


Sınır Koymak Neden Bu Kadar Tehdit Gibi Gelir?
"Kaybetme korkusu, suçluluk ve sevginin geri çekileceği fantezisi üzerine" Sınır koymak çoğu zaman zihinsel olarak değil, bedensel olarak zor gelir. İnsan ne söyleyeceğini bilir ama söyleyemez. Bir huzursuzluk, bir suçluluk, bir “fazla mı oldum?” hissi belirir. Bu yüzden sınır, çoğu ilişkide yalnızca bir düzenleme değil; bir tehdit sinyali gibi algılanır. Çünkü sınır koymak, çoğu zaman sadece karşımızdakine değil, içimizdeki kaybetme korkusuna da temas eder. Sınır Neden Kaybe

Ayça Özbatır
26 Oca2 dakikada okunur
Sınır: Benliği Taşınır Kılan Denge
Sınır çoğu zaman yanlış bir yerden anlaşılır. Sevgiyi kesmek, mesafe koymak, geri çekilmek ya da cezalandırmak gibi algılanır. Bu yüzden de özellikle keyfin, yakınlığın ya da “iyi hissetmenin” ön planda olduğu ilişkilerde sınır koymak zorlaşır. Oysa klinikte sık gördüğümüz şey şudur: Tümüyle keyfe odaklanıldığında sınır ortadan kalkar. Ve sınır ortadan kalktığında, ilişki bir süre sonra taşınamaz hâle gelir. Çocukla, ergenle ya da yetişkin bir partnerle ilişkide; başta “bırak

Ayça Özbatır
19 Oca2 dakikada okunur


Tümüyle Keyif Almak Mümkün mü?
“İnsan, neden keyif alamadığını değil; neden keyif alması gerektiğini düşündüğünü sormalıdır.” — Ayça Baysal Özbatır Klinikte sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Her şey yolunda ama ben keyif alamıyorum.” Bu cümlenin arkasında çoğu zaman bir eksiklikten çok, bir beklenti yatar. Sanki kişi, olması gereken bir keyif düzeyine ulaşamamış gibidir. Ve bu ulaşılamayan yer, giderek suçluluk üretir. Psikanalitik açıdan bakıldığında, tümüyle keyif almak mümkün değildir. Çünkü keyif, y

Ayça Özbatır
13 Oca2 dakikada okunur


Benliğin Ritmi
“Her benliğin kendine ait bir temposu vardır.” — Ayça Baysal Özbatır Tempo çoğu zaman dışarıdan belirlenir. Takvimler, beklentiler, yapılacaklar listeleri, “yetişmemiz” gereken hayatlar… Ama benliğin ritmi, bu dış hızdan bağımsızdır. O daha içerden, daha sessiz bir yerden konuşur. Psikanalitik açıdan benliğin ritmi, kişinin iç kapasitesiyle ilgilidir. Ne kadarını taşıyabildiğimiz, ne kadarına dayanabildiğimiz, ne zaman durmamız gerektiğini fark edip edemediğimizle. Benlik, ke

Ayça Özbatır
7 Oca1 dakikada okunur
İnsanlar Benimle Çıkar İlişkisi Kuruyor
“İnsanlar benimle çıkar ilişkisi kuruyor” diyen biri, çoğu zaman sadece karşısındakileri anlatmaz. Aslında çok daha eski bir deneyimi dile getirir. Bu cümlede çoğu zaman bir öfke değil, kırgınlık vardır. Görülmenin Bir Bedeli Vardı Bazı insanlar için görülmek, koşulsuz bir deneyim değildir. Fark edilmek, ancak bir işe yaradığında mümkündür. Birine ulaşmak için, bir ihtiyacı karşılamak için, bir iş görülsün diye… Böyle bir dünyada büyüyen çocuk için şu inanç sessizce yerleşir:

Ayça Özbatır
28 Ara 20252 dakikada okunur
Tek Olmak Ne Bilmiyorum
“Tek olmak ne bilmiyorum” diyen biri, çoğu zaman yalnızlıktan söz etmez. Daha çok, hiç tek başına var olamamış olmanın sessiz ağırlığını taşır. Bazı insanlar için var olmak, en başından beri bir başkasının bakışıyla mümkündür. Görülmek, tanınmak, fark edilmek… Ama hep bir aracının içinden geçerek. Bir Başkasının Gözünden Var Olmak Çocuklukta, özellikle ikizliğin ya da çok erken kurulan simbiyotik ilişkilerin olduğu yapılarda, “ben” duygusu geç gelişir. Çünkü dünya, çoğu zaman

Ayça Özbatır
25 Ara 20252 dakikada okunur
Kendime Yer Açmak: Benliğin Sessiz Genişlemesi
“Bazen genişlemek için, önce daraldığın yerden çıkman gerekir.” — Ayça Baysal Özbatır Kendimize yer açmak çoğu zaman “yeni bir şey eklemekle” ilgili değildir. Aksine, bizi sıkan, daraltan, ağırlık yapan alanları fark etmekle başlar. Bazen çok fazla konuştuğumuz için, bazen hiç konuşmadığımız için, bazen aynı ilişkiyi sürdürmek için kendimizden ödün verdiğimiz için daralırız. Bu daralma hissi yılın sonuna yaklaşınca daha görünür hâle gelir. Kapanmamış defterler, ertelenmiş duy

Ayça Özbatır
9 Ara 20252 dakikada okunur
Dönüşümün Sessiz Hali: İçeride Yer Değiştiren Gerçeklik
“Dönüşüm, bir anda değil; sessizce olur.” — Ayça Baysal Özbatır Dönüşüm çoğu zaman dışarıdan bakınca fark edilmeyen, içeride yavaşça büyüyen bir süreçtir. Büyük karar anlarından ziyade, küçük farkındalıkların birikimiyle şekillenir. Bir cümlenin içimize işleyişi, alıştığımız bir davranışın artık bize dar gelmesi ya da bir ilişkinin yeni bir aynayı önümüze koyması… Hepsi dönüşümün sessiz adımlarıdır. Psikanalitik açıdan dönüşüm, benliğin yeniden örgütlenmesidir. Eski savunmala

Ayça Özbatır
25 Kas 20251 dakikada okunur


Koşullu Sevginin İzleri: Sevilmek İçin Olduğumuzdan Fazla Olmak
“Sevilmek için çabaladığın yerde, kendini unutursun.” — Ayça Baysal Özbatır Koşullu sevgi, çoğu zaman çocukluğun sessizce öğrettiği bir ilişki biçimidir. Sevilmenin karşılığında “iyi olmak”, “fazla sorun çıkarmamak”, “uyum sağlamak” gibi görünmez görevleri üstleniriz. Bu yüzden yetişkinlikte bile bir ilişkide severken mi yoksa onay almaya çalışırken mi olduğumuzu ayırt etmek zorlaşır. Psikanalitik açıdan koşullu sevgi, benliğin ikiye bölünmesine yol açar: Bir yanda “sevilmek

Ayça Özbatır
18 Kas 20251 dakikada okunur
bottom of page