top of page
Ara


Psikanalizde Zaman Neden Yavaş İşler?
İlerleme Her Zaman Görünür Değildir. Son dönemde terapide sık duyduğum bir cümle var: “Bir süredir hep aynı şeyleri konuşuyorum.” “Sanki ilerlemiyorum gibi.” Terapi içinde bu deneyim oldukça yaygındır. Çünkü değişim çoğu zaman yeni bir konuya geçmekle değil, aynı konuya farklı bir yerden bakabilmekle olur. Terapiye başlayan birçok kişi benzer bir beklenti taşır: İyi hissetmek, rahatlamak, değişmek. Ve zaman zaman şu düşünce gelir: “Bu kadar zaman geçti, neden hâlâ aynı şe

Ayça Özbatır
18 saat önce1 dakikada okunur
Neden Sürece Müdahale Etmek İstiyoruz?
Sabırsızlık, Kaygı ve Kontrol İhtiyacı Bir süreç uzadığında çoğu insan huzursuz olur. Çocuğun zorlanması, ilişkinin düğümlenmesi, terapide tekrar eden konular… Bir noktada içten içe şu dürtü yükselir: “Bir şey yapmalıyım.” “Bunu hızlandırmalıyım.” “Buraya müdahale etmeliyim.” Müdahale etme isteği çoğu zaman çözüm arayışı gibi görünür. Ama klinikte sık gördüğümüz şey şudur: Bu dürtünün kökünde çoğu zaman kaygı vardır. Müdahale Çoğu Zaman Kaygıyı Düzenlemek İçindir Bir ebeveyn

Ayça Özbatır
5 gün önce1 dakikada okunur


Bekleyebilmek: Ruhsal Gelişimin Sessiz Kas Gücü
Beklemek çoğu zaman yanlış anlaşılır. Pasiflik, vazgeçme ya da hiçbir şey yapmama gibi algılanır. Oysa ruhsal düzeyde beklemek, en aktif içsel süreçlerden biridir. Klinikte sık karşılaştığımız bir zorluk vardır: İnsanlar hissettiklerinin geçmesini ister. Çocukların zorlanmasının bitmesini, ilişkideki düğümün çözülmesini, terapide rahatlamanın bir an önce gelmesini bekler. Ama ruhsal süreçler, aceleye gelmez. Sabır Pasiflik Değildir Sabır, çoğu zaman “katlanmak” gibi düşünülür

Ayça Özbatır
11 Şub2 dakikada okunur


Bekleyebilmek: Ruhsal Süreçler Neden Hızlandırılamaz?
Günümüz dünyasında hız bir değer hâline geldi. Çabuk öğrenmek, hızlı toparlamak, hemen iyileşmek, geç kalmamak… Sanki ruhsal süreçler de bir takvimle, bir planla, bir ivmeyle ilerlemeliymiş gibi. Oysa klinikte gördüğümüz gerçek bambaşkadır: Ruhsal büyüme hızlanmaz. Ancak taşınır. Birçok yetişkin, kendi duygusal süreçlerinde sabırsızdır. Aynı sabırsızlık, çocuklarının gelişiminde de ortaya çıkar. “Artık alışmış olması gerekirdi.” “Hâlâ mı böyle hissediyor?” “Ne zaman geçecek?”

Ayça Özbatır
3 Şub1 dakikada okunur


Sınır Nasıl Konur?
Kırmadan, Suçlulukla Boğuşmadan, Kendini Kaybetmeden Sınır koymak isteyen pek çok insan, doğru cümleyi bulamadığını söyler. Ne söyleyeceğini bilir ama söyleyemez. Ya da söyledikten sonra suçlulukla geri adım atar. Oysa çoğu zaman mesele cümle değil, sınırla ilgili içeride yaşanan karmaşadır. Çünkü sınır koymak, yalnızca karşı tarafa bir şey söylemek değil; aynı zamanda kendi içimizde bir düzenleme yapmaktır. Sınır Neden Bu Kadar Sertleşir ya da Çöker? Klinikte sık gördüğümüz

Ayça Özbatır
29 Oca2 dakikada okunur


Sınır Koymak Neden Bu Kadar Tehdit Gibi Gelir?
"Kaybetme korkusu, suçluluk ve sevginin geri çekileceği fantezisi üzerine" Sınır koymak çoğu zaman zihinsel olarak değil, bedensel olarak zor gelir. İnsan ne söyleyeceğini bilir ama söyleyemez. Bir huzursuzluk, bir suçluluk, bir “fazla mı oldum?” hissi belirir. Bu yüzden sınır, çoğu ilişkide yalnızca bir düzenleme değil; bir tehdit sinyali gibi algılanır. Çünkü sınır koymak, çoğu zaman sadece karşımızdakine değil, içimizdeki kaybetme korkusuna da temas eder. Sınır Neden Kaybe

Ayça Özbatır
26 Oca2 dakikada okunur
Sınır: Benliği Taşınır Kılan Denge
Sınır çoğu zaman yanlış bir yerden anlaşılır. Sevgiyi kesmek, mesafe koymak, geri çekilmek ya da cezalandırmak gibi algılanır. Bu yüzden de özellikle keyfin, yakınlığın ya da “iyi hissetmenin” ön planda olduğu ilişkilerde sınır koymak zorlaşır. Oysa klinikte sık gördüğümüz şey şudur: Tümüyle keyfe odaklanıldığında sınır ortadan kalkar. Ve sınır ortadan kalktığında, ilişki bir süre sonra taşınamaz hâle gelir. Çocukla, ergenle ya da yetişkin bir partnerle ilişkide; başta “bırak

Ayça Özbatır
19 Oca2 dakikada okunur


Tümüyle Keyif Almak Mümkün mü?
“İnsan, neden keyif alamadığını değil; neden keyif alması gerektiğini düşündüğünü sormalıdır.” — Ayça Baysal Özbatır Klinikte sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Her şey yolunda ama ben keyif alamıyorum.” Bu cümlenin arkasında çoğu zaman bir eksiklikten çok, bir beklenti yatar. Sanki kişi, olması gereken bir keyif düzeyine ulaşamamış gibidir. Ve bu ulaşılamayan yer, giderek suçluluk üretir. Psikanalitik açıdan bakıldığında, tümüyle keyif almak mümkün değildir. Çünkü keyif, y

Ayça Özbatır
13 Oca2 dakikada okunur


Benliğin Ritmi
“Her benliğin kendine ait bir temposu vardır.” — Ayça Baysal Özbatır Tempo çoğu zaman dışarıdan belirlenir. Takvimler, beklentiler, yapılacaklar listeleri, “yetişmemiz” gereken hayatlar… Ama benliğin ritmi, bu dış hızdan bağımsızdır. O daha içerden, daha sessiz bir yerden konuşur. Psikanalitik açıdan benliğin ritmi, kişinin iç kapasitesiyle ilgilidir. Ne kadarını taşıyabildiğimiz, ne kadarına dayanabildiğimiz, ne zaman durmamız gerektiğini fark edip edemediğimizle. Benlik, ke

Ayça Özbatır
7 Oca1 dakikada okunur
İnsanlar Benimle Çıkar İlişkisi Kuruyor
“İnsanlar benimle çıkar ilişkisi kuruyor” diyen biri, çoğu zaman sadece karşısındakileri anlatmaz. Aslında çok daha eski bir deneyimi dile getirir. Bu cümlede çoğu zaman bir öfke değil, kırgınlık vardır. Görülmenin Bir Bedeli Vardı Bazı insanlar için görülmek, koşulsuz bir deneyim değildir. Fark edilmek, ancak bir işe yaradığında mümkündür. Birine ulaşmak için, bir ihtiyacı karşılamak için, bir iş görülsün diye… Böyle bir dünyada büyüyen çocuk için şu inanç sessizce yerleşir:

Ayça Özbatır
28 Ara 20252 dakikada okunur
Tek Olmak Ne Bilmiyorum
“Tek olmak ne bilmiyorum” diyen biri, çoğu zaman yalnızlıktan söz etmez. Daha çok, hiç tek başına var olamamış olmanın sessiz ağırlığını taşır. Bazı insanlar için var olmak, en başından beri bir başkasının bakışıyla mümkündür. Görülmek, tanınmak, fark edilmek… Ama hep bir aracının içinden geçerek. Bir Başkasının Gözünden Var Olmak Çocuklukta, özellikle ikizliğin ya da çok erken kurulan simbiyotik ilişkilerin olduğu yapılarda, “ben” duygusu geç gelişir. Çünkü dünya, çoğu zaman

Ayça Özbatır
25 Ara 20252 dakikada okunur
Kendime Yer Açmak: Benliğin Sessiz Genişlemesi
“Bazen genişlemek için, önce daraldığın yerden çıkman gerekir.” — Ayça Baysal Özbatır Kendimize yer açmak çoğu zaman “yeni bir şey eklemekle” ilgili değildir. Aksine, bizi sıkan, daraltan, ağırlık yapan alanları fark etmekle başlar. Bazen çok fazla konuştuğumuz için, bazen hiç konuşmadığımız için, bazen aynı ilişkiyi sürdürmek için kendimizden ödün verdiğimiz için daralırız. Bu daralma hissi yılın sonuna yaklaşınca daha görünür hâle gelir. Kapanmamış defterler, ertelenmiş duy

Ayça Özbatır
9 Ara 20252 dakikada okunur
Dönüşümün Sessiz Hali: İçeride Yer Değiştiren Gerçeklik
“Dönüşüm, bir anda değil; sessizce olur.” — Ayça Baysal Özbatır Dönüşüm çoğu zaman dışarıdan bakınca fark edilmeyen, içeride yavaşça büyüyen bir süreçtir. Büyük karar anlarından ziyade, küçük farkındalıkların birikimiyle şekillenir. Bir cümlenin içimize işleyişi, alıştığımız bir davranışın artık bize dar gelmesi ya da bir ilişkinin yeni bir aynayı önümüze koyması… Hepsi dönüşümün sessiz adımlarıdır. Psikanalitik açıdan dönüşüm, benliğin yeniden örgütlenmesidir. Eski savunmala

Ayça Özbatır
25 Kas 20251 dakikada okunur


Koşullu Sevginin İzleri: Sevilmek İçin Olduğumuzdan Fazla Olmak
“Sevilmek için çabaladığın yerde, kendini unutursun.” — Ayça Baysal Özbatır Koşullu sevgi, çoğu zaman çocukluğun sessizce öğrettiği bir ilişki biçimidir. Sevilmenin karşılığında “iyi olmak”, “fazla sorun çıkarmamak”, “uyum sağlamak” gibi görünmez görevleri üstleniriz. Bu yüzden yetişkinlikte bile bir ilişkide severken mi yoksa onay almaya çalışırken mi olduğumuzu ayırt etmek zorlaşır. Psikanalitik açıdan koşullu sevgi, benliğin ikiye bölünmesine yol açar: Bir yanda “sevilmek

Ayça Özbatır
18 Kas 20251 dakikada okunur


Fark Serisi – II: Baba, Anne ve Sınır
(Fark Serisi’nin ilk yazısı “Nesil ve Cinsiyet Farkının Silinişi”ni okumak için tıklayın ) “Sınır, bazen sevginin biçimidir.” Baba’nın Yasası: Yönü Gösteren Sınır Freud’un temellendirdiği, Lacan’ın dilin yapısına yerleştirdiği “Baba Yasası”, çocuğu annenin alanından ayıran, farkı kuran bir işlevdir. Yasak nedir? Bu yasa, yalnızca yasak koymakla ilgili değildir. Yasak kelimesinin anlamı; 'bir işin yapılmasına karşı olan e

Ayça Özbatır
13 Kas 20253 dakikada okunur


Nesil ve Cinsiyet Farkının Silinişi: Farksızlığın Bedeli
"Fark bazen mesafe gibi görünür." Farkın Silinmesi: “Herkes Aynı” Kültürü Modern zamanlar bize “eşitliği” vaat ederken, aslında “farksızlık” üretmeye başladı. Herkesin birbirine benzediği, aynı dili konuştuğu, aynı arzuların peşinde koştuğu bir çağdayız. Lacan’ın dilinde fark, öznenin varoluşunun temelidir: fark olmadan kimlik de oluşmaz. Bugün bu fark silindikçe, özne de yönünü kaybediyor. Ebeveyn artık otorite değil “arkadaş”; erkek ve kadın rolleri bulanık; yaş, sınır, hiy

Ayça Özbatır
11 Kas 20252 dakikada okunur


Temas Üzerine
“Biri ile temas etmek bazen kelimelerden önce gelir.” — Ayça Baysal Özbatır Temas, yalnızca fiziksel bir yakınlık değil; bir ruhun diğerine dokunma biçimidir. Bazen bir bakışta, bazen bir sessizlikte, bazen de bir anlayışta doğar. Psikanalitik olarak temas, ben ile öteki arasındaki sınırda gerçekleşir. Ne tamamen iç içe geçmek, ne de tamamen uzak kalmak… Temas, iki dünyanın birbirine değdiği ama karışmadığı o ince alandır. Terapi odasında da temas, kelimelerin ötesinde bir al

Ayça Özbatır
4 Kas 20251 dakikada okunur


Bırakmak Üzerine: Psikanalitik Bir Sessizlik
“Bırakmak, vazgeçmek değil; teslim olmaktır.” — Ayça Baysal Özbatır Bazen tutunduğumuz şeyler, artık bize iyi gelmese de tanıdık oldukları için elimizden bırakamadıklarımızdır. Oysa psikanalitik süreçte bırakmak, bir kayıp değil, bir alan açmadır. Kontrol etmeyi, çözmeyi, anlamlandırmayı bir anlığına bırakmak; egonun “bilmek” ısrarını gevşetmek demektir. Bu yüzden bırakmak pasif bir eylem değil, olgun bir kabulleniştir. İnsanın, kendi iç karmaşa

Ayça Özbatır
24 Eki 20251 dakikada okunur


Boşlukta Kalabilmek: Yaratıcı Alanın Sessizliği
“Boşluk, bazen bir kaybın değil, henüz gerçekleşmemiş bir şeyin habercisidir.” — Ayça Baysal Özbatır Boşluk çoğu insan için rahatsız edicidir. Sanki bir şey eksikmiş, bir şey yanlış gitmiş gibidir. Oysa psikanalitik açıdan boşluk, çoğu zaman yaratıcı bir alanın doğum öncesi sessizliğidir. Winnicott’un “potansiyel alan” dediği bu yerde, henüz biçim kazanmamış hisler, imgeler ve düşünceler nefes alır. Ruhsallık, tam da o boşlukta yeni bir anlamın doğumuna hazırlanır. Boşluk, ka

Ayça Özbatır
21 Eki 20251 dakikada okunur


Suskunluğun Dili: Söylenmeyenlerin Ruhsal Anlamı
“Suskunluk, kelimelerin erişemediği bir anlaşmadır.” — Ayça Baysal Özbatır Bazen sessizlik, bir kopuş değil, duygusal bir korunmadır. Kelimelerle taşınamayacak kadar yoğun duygular olduğunda, ruh bir süreliğine sessizliği seçer. O sessizlik, çoğu zaman bir yokluğun değil, bir fazlalığın — taşan bir duygunun — işareti olabilir. Psikanalitik bakışla suskunluk, iletişimsizliğin değil, henüz söze dönüşememiş bir anlamın ifadesidir. Bir terapide, iki insan arasında ya da kendi i

Ayça Özbatır
14 Eki 20251 dakikada okunur
bottom of page