"Sıkıcıysa Niye Yapayım?"
- Ayça Özbatır

- 17 Mar
- 3 dakikada okunur
Haz Odaklı Büyümenin Görünmeyen Sonuçları

Son yıllarda birçok ebeveyn benzer bir durumdan söz ediyor:
“Çok çabuk sıkılıyor.”
“Sıkıcıysa yapmak istemiyor.”
“Keyif almıyorsa hemen bırakıyor.”
Bu durum çoğu zaman motivasyon eksikliği ya da sorumluluk sorunu olarak yorumlanabiliyor.
Oysa bazı durumlarda mesele yalnızca isteksizlik değildir.
Bazen zor olan şey, sıkılma ya da zorlanma duygusuyla birlikte kalabilmektir.
Haz Kültürü ve Çocukluk
Bugünün çocukları çoğu zaman iyi niyetli bir ebeveynlik anlayışı içinde büyüyor.
Ebeveynler doğal olarak çocuklarının:
üzülmemesini
zorlanmamasını
hayal kırıklığı yaşamamasını
mutlu olmasını
isterler.
Bu nedenle çoğu zaman zor bir durum ortaya çıktığında yetişkin hızlıca devreye girer.
sorun çözülür
ortam düzenlenir
çocuk yeniden iyi hissetmeye yönlendirilir.
Kısa vadede bu yaklaşım rahatlatıcıdır.
Ancak bazen çocuk için önemli bir gelişim alanı deneyimlenmeden kalabilir.
Çocuğun Duygusu Karşısında Durabilmek
Bir çocuk zor bir duygu yaşadığında çoğu ebeveyn doğal olarak bunu hemen ortadan kaldırmak ister.
Çocuk üzülmesin, sıkılmasın, hayal kırıklığı yaşamasın…
Bu çok insani bir arzudur.
Ancak çocuklar duygularını yalnızca kendi başlarına düzenlemeyi öğrenmezler.
Önce bir yetişkinin o duyguyla birlikte durabildiğini görmeleri gerekir.
Bir çocuk sıkıldığında, üzüldüğünde ya da hayal kırıklığı yaşadığında yanında duran yetişkin hemen çözüm üretmeye çalışıyorsa çocuk şu mesajı alabilir:
“Bu duygu dayanılması zor bir şey.”
Oysa yetişkin duygunun karşısında kalabildiğinde çocuk yavaş yavaş şunu öğrenir:
“Bu duygu zor ama geçebilir. Bununla kalabilirim.”
Belki de burada önemli bir soru ortaya çıkar:
Eğer ebeveyn çocuğun duygusu karşısında duramıyorsa, çocuk o duygu karşısında nasıl durmayı öğrensin?
Beklenti Büyür, Kapasite Nasıl Büyür?
Çocuklukta birçok davranış ebeveynler tarafından daha kolay tolere edilir.
Örneğin:
sıkılmak
çabuk vazgeçmek
zorlanınca geri çekilmek
küçük yaşlarda çoğu zaman “normal” görülür.
Çocuk büyüdükçe beklentiler değişmeye başlar.
Artık çocuk:
başladığı işi sürdürsün
sıkılsa bile devam edebilsin
zorlandığında kaçmak yerine baş etmeyi denesin
beklenir.
Ancak burada önemli bir gelişimsel soru ortaya çıkar:
Bu kapasite nasıl gelişecek?
Eğer çocukluk boyunca zor duygular çoğu zaman hızlıca ortadan kaldırılmışsa, çocuk bu duygularla kalmayı deneyimleyememiş olabilir.
Bu durumda ergenlikte şu tablo görülebilir:
Zor bir duygu ortaya çıktığında genç:
ortamdan uzaklaşmak ister
sıkıldığında bırakır
zorlandığı şeyi sürdürmekte zorlanır.
Bu noktada ebeveynin beklentisi artmış olsa da, çocuğun iç kapasitesi henüz o beklentiyi taşıyabilecek kadar gelişmemiş olabilir.
İşte tam bu noktada çatışma artar.
Ebeveyn “artık büyüdün” der.
Ergen ise içsel olarak hâlâ zor duygularla nasıl kalacağını bilemiyor olabilir.
Çocuğun Mutluluğu Ebeveyn İçin Ne Anlama Geliyor?
Bazen burada daha derin bir soru ortaya çıkar.
Çocuğun iyi olması yalnızca çocuğun ihtiyacı değildir;
aynı zamanda ebeveyn için de çok güçlü bir anlam taşır.
Çocuğun başarısı, uyumu ya da mutluluğu bazen ebeveynin kendini nasıl gördüğüyle de bağlantılı hale gelebilir.
Bu durumda çocuk:
ebeveynin başarısını temsil eden,
ebeveynin iyi hissetmesini sağlayan,
hatta bazen ebeveynin görünürlük alanına dönüşen bir yere yerleşebilir.
Böyle bir durumda çocuğun zorlanması ebeveyn için yalnızca çocuğun sıkıntısı değil, kendi ebeveynliğinin sorgulanması gibi de hissedilebilir.
Bu yüzden bazen ebeveynler şu duyguyla karşılaşır:
Çocuğun sıkıntısını ortadan kaldırmak yalnızca çocuk için değil, kendileri için de rahatlatıcıdır.
Burada ebeveynin kendine sorabileceği bazı sorular yardımcı olabilir:
Çocuğumun zorlanması beni neden bu kadar rahatsız ediyor?
Onun sıkıntısı karşısında ne hissediyorum?
Bu duyguyla birlikte kalabiliyor muyum?
Bazen ebeveynin kendi duygusuna bakabilmesi, çocuğun duygusuna alan açmanın da başlangıcı olur.
Son Bir Düşünce
Çocukların mutlu olmasını istemek çok doğal bir ebeveynlik arzusudur.
Ama gelişim yalnızca mutlu anlardan oluşmaz.
Bazen büyüme tam da şu deneyimlerde gerçekleşir:
sıkılmak
zorlanmak
beklemek
yeniden denemek
Belki mesele çocukların hayatını sürekli kolaylaştırmak değildir.
Belki mesele şudur:
Zor duygularla birlikte kalabilecek bir iç kapasite geliştirmelerine yardımcı olmak.



Yorumlar