Gölge Sadece Karanlık Değildir: Bastırılan Yanlarımız Neden Geri Döner?
- Ayça Özbatır

- 17 saat önce
- 3 dakikada okunur

Bastırılan her şey kaybolmaz; sadece görünmek için başka bir zaman bekler.
Bazen insan kendine yabancılaşır.
hiç yapmak istemediği şeyi yaparken, hiç söylemeyeceği şeyi söylerken kendini yakalar. Ve ardından şöyle bir cümle gelir:
"Ben aslında böyle değilim."
Belki de mesele tam olarak budur. O taraf da senin bir parçandır.
Bastırılan her şey karanlık değildir.
Bazen insan,
sadece öfkesini değil,
neşesini de saklar.
Sadece geri çekilmez,
parladığı yerleri de kısmayı öğrenir.
Ve fark etmeden şunu öğrenir:
“Çok görünür olmak güvenli değil.”
Gölge nedir?
Hepimizin içinde, görünür olan kadar görünmeyen taraflar da vardır.
Öfke
kıskançlık
bağımlılık
güç isteği
kırılganlık gibi her zaman kabul görmeyen taraflar olabilir.
Gölge sadece “kötü” değildir
Gölge çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Tam olarak Carl Gustav Jung tarafından ele alınan bir "gölge" kavramı, sadece kötü değil, iyi de dahil bastırılan her şeyyi içerir. Sanki sadece öfke, kıskançlık, yıkıcılık gibi duygular gölgedeymiş gibi düşünülür. Ama çoğu zaman gölgede olan şeyler:
neşe
yaratıcılık
canlılık
ifade etme arzusu da olabilir.
Çünkü mesele “iyi ya da kötü” değil,
neye izin verildiğidir.
Neden bazı yanlarımızı saklarız?
Çünkü her görünürlük,
her zaman kabul görmez.
“çok güldüğünde ayıp olur”
“çok öne çıkma”
“fazla dikkat çekme”
“sakin ol”
gibi mesajlarla büyüyen bir zihin,
şunu öğrenir:
“Parladığımda yalnız kalabilirim.”
Ailede, ilişkilerde, toplumda bazı duygulara daha çok yer vardır, bazılarına ise daha az. Ve Çocuk, çok erken bir şey öğrenir: "sevilmek için bazı yanlarımı göstermemeliyim. böylece kişi, kendini korumak için belki sadece gölge değil, aydınlık tarafını da kısmayı öğrenir.
Modern dünyanın etkisi
Bugün bazı duygulara yer açılırken,
bazıları hızla etiketlenir.
öfke → problem
dürtüsellik → bozukluk
yoğunluk → fazlalık
Ve insan,
kendi parçalarını anlamak yerine
onları düzenlemeye çalışır.
Ama her düzenleme,
aynı zamanda bir uzaklaşma olabilir.
Bastırılan neden geri döner?
Çünkü insan, parça parça yaşayamaz.
Bastırılan ister “karanlık” olsun,
ister “ışık” olsun…
kendine bir yol bulur.
olmadık bir anda gelen öfke
beklenmedik bir taşkınlık
kontrol edilemeyen bir neşe
Bunlar çoğu zaman,
yaşayamayan parçaların geri dönüşüdür.
Ritimle bağlantı
Bazen bu bastırma çok erken başlar.
Çocuğun ritmi, dış dünyanın temposuna uydurulmaya çalışıldığında…
“hadi çabuk”,
“acele et”,
“oyalanma”
"böyle ol."
"böyle olma."
gibi müdahalelerle çocuk şunu öğrenir:
“Kendi hızım ya da yapış şeklim doğru değil.”
Ve zamanla sadece davranışını değil,
kendi iç ritmini de geri çeker.
Bu da yalnızca yavaşlığın değil,
onunla birlikte gelen merakın,
oyunun, keşfin…
yani canlı olan parçaların da bastırılması anlamına gelebilir.
Ne yapabiliriz?
Burada mesele şu değil:
“Bu tarafımı nasıl yok ederim?”
Çünkü o taraf yok olmaz.
Asıl soru şu olabilir:
“Bu tarafım neden görünemedi?”
“Ne zaman saklanmak zorunda kaldı?”
“Göründüğünde ne oldu?”
Ve belki daha derin bir soru:
“Bu taraflarımla birlikte nasıl bir bütün olabilirim?”
Çünkü bastırılan her parça,
reddedilmiş bir parça değildir sadece—
ait olduğu yerden koparılmış bir parçadır.
İnsan çoğu zaman,
kabul gören taraflarını büyütürken
diğer taraflarını geride bırakır.
Ama bu bir gelişim değil,
bir ayrışmadır.
Ve insan, kendini bölerek değil,
parçalarını yan yana getirebildiğinde
bütünleşir.
Belki de mesele,
o parçayı değiştirmek değil…
ona içeride bir yer açabilmektir.
Terapi burada ne yapar?
Terapi, insanın sadece kabul edilen yanlarının değil,
sakladığı yanlarının da yer bulabildiği bir alan açar.
Bu alanda:
yargılanmadan
acele edilmeden
düzeltilmeden o parçalar görünür olur.
Ve kişi şunu deneyimler:
“Ben sadece iyi ya da kötü değilim.
Ben bütünüm.”
Ve çoğu zaman değişim,
tam da bu noktada başlar.
Son söz
Gölge sadece karanlık değildir.
Bazen en çok sakladığın şey,
en canlı parçandır.
Ve belki de iyileşme,
onu düzeltmekte değil,
ona yer açabildiğinde başlar.



Yorumlar