Bekleyebilmek: Ruhsal Gelişimin Sessiz Kas Gücü
- Ayça Özbatır

- 11 Şub
- 2 dakikada okunur
Beklemek çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Pasiflik, vazgeçme ya da hiçbir şey yapmama gibi algılanır.
Oysa ruhsal düzeyde beklemek, en aktif içsel süreçlerden biridir.
Klinikte sık karşılaştığımız bir zorluk vardır:
İnsanlar hissettiklerinin geçmesini ister.
Çocukların zorlanmasının bitmesini,
ilişkideki düğümün çözülmesini,
terapide rahatlamanın bir an önce gelmesini bekler.
Ama ruhsal süreçler, aceleye gelmez.
Sabır Pasiflik Değildir
Sabır, çoğu zaman “katlanmak” gibi düşünülür.
Oysa psikanalitik açıdan sabır, duyguyla temas hâlinde kalabilme kapasitesidir.
Beklemek;
duyguyu bastırmadan,
hemen çözmeye çalışmadan,
aceleyle yön değiştirmeden
onun içerde işlenmesine izin vermektir.
Bu yüzden beklemek bir duraklama değil,
içsel bir çalışmadır.
Beklemek = İçsel İşleme
Bir duygu yaşandığında onun hemen geçmesini istemek çok anlaşılırdır.
Ama çoğu zaman duygu, yaşandığı anda bitmez.
İçeride sindirilmesi, anlamlandırılması ve yerini bulması gerekir.
Bu süreç hızlandırıldığında, duygu kaybolmaz.
Sadece bastırılır.
Bastırılan duygu ise
ileride başka bir yerde, başka bir biçimde geri döner.
Çocuklar Bekleyerek Büyür
Çocukların duygusal gelişimi, zamana yayılır.
Bir çocuğun korkusunun, öfkesinin ya da bağımlılığının
“artık geçmesi gerektiği” bir takvimi yoktur.
Ebeveynler çoğu zaman iyi niyetle müdahale eder:
“Artık üzülmemelisin.”
“Buna alışman lazım.”
“Geçti artık.”
Ama çocuk için bazı süreçler,
ancak yaşanarak ve taşınarak olgunlaşır.
Bekleyemediğimiz yerde,
çocuğun içsel ritmine değil,
kendi kaygımıza müdahale etmiş oluruz.
Terapide de Zaman Yavaş İşler
Psikoterapiye gelen birçok kişi,
doğal olarak rahatlamak ister.
Ama derin değişim, hızdan çok tekrar ve temasla olur.
Aynı konunun yeniden gelmesi,
aynı duygunun farklı seanslarda tekrar yaşanması
ilk bakışta ilerleme yokmuş gibi hissettirebilir.
Oysa bu tekrarlar,
içsel çalışmanın sürdüğünün işaretidir.
Ruh, aceleyle değil,
kendi ritmiyle değişir.
Neden Beklemek Bu Kadar Zor?
Beklemek zor gelir çünkü
kontrol duygusunu askıya alır.
Hız, çoğu zaman ilerlemek için değil;
hissetmemek için kullanılır.
Oysa beklemek;
belirsizlikle,
tamamlanmamışlıkla
ve duyguyla birlikte kalabilmeyi gerektirir.
Bu da cesaret ister.
Belki de Mesele Şu…
Her şey hızlanmak zorunda değil.
Her duygu hemen geçmek zorunda değil.
Her süreç bir an önce sonuçlanmak zorunda değil.
Bazı ruhsal kaslar,
ancak bekleyerek güçlenir.
Ve bazen gelişim,
hareketten değil;
durabilmekten doğar.


Yorumlar