Sınır Koymak Neden Bu Kadar Tehdit Gibi Gelir?
- Ayça Özbatır

- 3 saat önce
- 2 dakikada okunur

"Kaybetme korkusu, suçluluk ve sevginin geri çekileceği fantezisi üzerine"
Sınır koymak çoğu zaman zihinsel olarak değil, bedensel olarak zor gelir.
İnsan ne söyleyeceğini bilir ama söyleyemez.
Bir huzursuzluk, bir suçluluk, bir “fazla mı oldum?” hissi belirir.
Bu yüzden sınır, çoğu ilişkide yalnızca bir düzenleme değil;
bir tehdit sinyali gibi algılanır.
Çünkü sınır koymak, çoğu zaman sadece karşımızdakine değil,
içimizdeki kaybetme korkusuna da temas eder.
Sınır Neden Kaybetmeyle Eşleşir?
Birçok insan için sınır, bilinçdışı düzeyde şu anlama gelir:
“Artık eskisi gibi sevilmeyeceğim.”
“Benden uzaklaşabilir.”
“Beni istemeyebilir.”
Bu nedenle sınır koymak;
mesafe koymak, sevgiyi geri çekmek ya da ilişkiyi riske atmak gibi yaşanır.
Oysa bu korku, çoğu zaman bugünkü ilişkiden değil;
geçmiş bağlardan beslenir.
Erken ilişkilerde sevginin;
uyumla, sessizlikle, ihtiyaçları geri çekmekle kazanıldığı yerlerde
sınır koymak ileride hep bir tehlike hissi uyandırır.
Klinikte Sık Duyulan Cümleler
“Sınır koyarsam kırılır.”
“Benden uzaklaşır diye korkuyorum.”
“İlişki bozulur gibi geliyor.”
Bu cümlelerin ortak noktası şudur:
Sınır, karşı tarafın tepkisiyle değil;
sevginin kaybı fantezisiyle ilişkilidir.
Sınır koyduğumuzda, yalnızca bugünkü ilişkiye değil;
geçmişte “kaybettiğimiz” ya da kaybetmekten korktuğumuz bağlara da dokunuruz.
Ebeveynlikte, İlişkide, Ergenlikte Aynı Duygu
Ebeveyn, çocuğa sınır koyarken
“beni sevmez” korkusuyla geri durur.
Yetişkin, ilişkide sınır koyarken
“beni terk eder” kaygısıyla susar.
Ergen, kendi sınırını çizerken
“yalnız kalırım” hissiyle geri çekilir.
Yaş değişir ama duygulanım aynıdır:
Sınır = Kaybetme riski.
Psikanalitik Bir Yerden Bakınca
Psikanalitik açıdan sınır, yalnızca bir davranış değil;
bir ayrışma anıdır.
Ve ayrışma, her zaman bir kayıp ihtimalini içerir.
Bu yüzden sınır koymak;
bilmekten çok,
korkuyla temas edebilme kapasitesi gerektirir.
Arzuya sınır koymak değil,
arzunun karşılıksız kalma ihtimali korkutur.
Oysa Gerçekte Ne Olur?
Sınır koymak, ilişkiyi her zaman zayıflatmaz.
Ama sınır koymamak, ilişkiyi çoğu zaman ağırlaştırır.
Sınır olmadığında;
benlik yorulur,
ilişki bulanıklaşır,
keyif taşar,
suçluluk artar.
Sınır koymak, ilişkiyi bozmak değil;
ilişkiyi taşınabilir kılmak için vardır.
Belki de Mesele Şu…
Belki mesele sınır koymayı öğrenmek değil;
sınır koyarken uyanan korkuyla kalabilmektir.
Çünkü sınır koyduğumuzda
karşımızdakini değil,
çoğu zaman içimizdeki kaybetme korkusunu yatıştırmaya çalışırız.
Ve belki de bu yüzden sınır koymak,
bir teknik değil;
bir cesaret meselesidir.



Yorumlar