top of page

Çocuklar Önce İlişkiyi Öğrenir

  • Yazarın fotoğrafı: Ayça Özbatır
    Ayça Özbatır
  • 6 Ağu
  • 2 dakikada okunur

Bilgi öğretir. İlişki dönüştürür.


Eskiden çocuklar için bilgiye ulaşmanın yolu çok daha sınırlıydı.

Bir şeyi merak ettiğimizde ansiklopedilere bakardık, öğretmenimize sorardık ya da en çok anne babamıza…

Çünkü onlar yalnızca bakım veren değil, aynı zamanda dünyayı anlamlandırmamıza yardım eden kişilerdi.

Bugün ise durum bambaşka.

Bir çocuk merak ettiği hemen her şeyi birkaç saniye içinde öğrenebiliyor. Telefonundan araştırıyor, video izliyor, yapay zekâya soruyor.

Bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

Bu değişim, birçok anne babada sessiz bir kaygıyı da beraberinde getiriyor.

“Artık bana eskisi kadar soru sormuyor.”

“Benden çok internete danışıyor.”

“Acaba bana artık ihtiyaç duymuyor mu?”

Çocuğun eskisi kadar fikir almaması ya da önce başka kaynaklara yönelmesi, bazen anne babada gereksiz, yetersiz ya da önemsenmiyormuş gibi hisler uyandırabiliyor.

Hatta kimi zaman bu durum, çocuğun artık kendilerini ciddiye almadığı ya da onlara eskisi kadar saygı duymadığı şeklinde yorumlanabiliyor.

Oysa burada değişen şey çoğu zaman çocuğun anne babasına duyduğu ihtiyaç değil; bilgiye ulaşma biçimi.

Çocuk artık cevabı başka yerlerde arayabilir.

Ama kendisini, duygularını ve yaşadıklarını hâlâ bir ilişki içinde anlamlandırır.

Çünkü çocuklar yalnızca bilgi öğrenmez.

Önce ilişkiyi öğrenir.


Bir çocuk “öfke nedir?” diye araştırabilir.

Ama öfkelendiğinde yanında sakin kalabilen bir yetişkin yoksa, öfkesini nasıl yaşayacağını öğrenemez.

Kaygıyla ilgili onlarca video izleyebilir.

Ama korktuğunda onu anlayan bir bakışla karşılaşmıyorsa, kaygısının düzenlenebileceğini deneyimleyemez.

Empatiyi okuyabilir.

Ama empatiyi ancak empati gördüğünde hissedebilir.

Bilgi zihne ulaşır.

İlişki ise benliğe.


Psikanalist Donald Winnicott’un çok sevdiğim bir sözü vardır:

“Bebek diye bir şey yoktur; bebek ve ona bakan biri vardır.”

Bu cümle, gelişimin yalnızca bireyin içinde değil, ilişki içinde gerçekleştiğini anlatır.

Çocuk kendisini önce bir başkasının zihninde tanımaya başlar.

Korkusu…

Sevinci…

Öfkesi…

Hayal kırıklığı…

Bütün bunlar önce biri tarafından görülür, taşınır ve anlamlandırılır.

Sonra yavaş yavaş kendi iç dünyasının bir parçası hâline gelir.


Belki de bugün ebeveynlerin rolü eskisine göre değişiyor.

Eskiden daha çok bilgi veren kişiydiler.

Bugün ise bilgi zaten her yerde.

Ama hiçbir algoritma bir çocuğun gözünün içine bakıp,

“Seni anlıyorum.”

diyemez.

Hiçbir arama motoru onun duygusunu taşıyamaz.

Hiçbir ekran güven veren bir ilişkinin yerini tutamaz.

Belki çocuklar bugün cevapları bizden almıyor.

Ama kendilerini hâlâ bizimle birlikte keşfediyorlar.

Anne babanın yerini internet almadı.

İnternet yalnızca bilginin yerini değiştirdi.

İlişkinin yerini ise hâlâ hiçbir şey dolduramadı.


Belki de bugün çocukların anne babaya ihtiyacı bilgi için değil…

Anlam için.

Kendilerini görebilecekleri bir zihin için.

Duygularını taşıyabilecek güvenli bir ilişki için.

Çünkü bilgi bulunabilir.

Ama anlam, hâlâ iki insan arasında doğar.


Teknoloji değişiyor.

Bilgiye ulaşma yolları değişiyor.

Ama insanın geliştiği yer değişmiyor.

İnsan, hâlâ bir başka insanın zihninde büyüyor.

Belki de bugün çocuklarımızın bizden en çok beklediği şey, her sorunun cevabını bilmemiz değil…

Cevabı birlikte arayabilecek kadar yanında kalabilmemizdir.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page