top of page

Birini Hayalkırıklığına Uğratmak Neden Bu Kadar Zor Gelir?

  • Yazarın fotoğrafı: Ayça Özbatır
    Ayça Özbatır
  • 22 Haz
  • 2 dakikada okunur

Çocukken öğrendiğimiz bazı duygular, yetişkin ilişkilerimizde de bizimle kalır.

Bazı insanlar hayır demekte zorlanır.

Kendi istediği şeyi söylemekte zorlanır.

Karşı tarafın üzülmesi, kırılması ya da hayal kırıklığı yaşaması ihtimali onları düşündüğünden daha fazla etkiler.

Bu yüzden çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana atarlar.

Dışarıdan bakıldığında bu empati ya da fedakârlık gibi görünebilir.

Ama bazen mesele sadece düşünceli olmak değildir.

Bazen mesele, birini üzmenin yaratacağı suçluluğa katlanamamaktır.


Bu Korku Nereden Gelir?

Bazı çocuklar büyürken ebeveynlerinin duygularına çok yakından tanıklık eder.

Ebeveyn üzgündür.

Kaygılıdır.

Kırılgandır.

Ya da hayatın yükleriyle baş etmekte zorlanıyordur.

Çocuk zamanla yalnızca kendi duygularını değil, ebeveyninin duygularını da takip etmeye başlar.

Ne söylersem üzülür?

Nasıl davranırsam kırılır?

İtiraz edersem ne hisseder?

Ve fark etmeden görünmez bir sorumluluk üstlenebilir:

“Onu üzmemeliyim.”

Bu çoğu zaman sevgisizlikten değil, tam tersine sevginin içinden doğar.

Çocuk ebeveynini sever.

Onun acısını görür.

Ve bazen fark etmeden onu korumaya çalışır.


Bazen Mesele Ebeveynin Kötü Olması Değildir

Hatta çoğu zaman ebeveyn çocuğunu çok sever.

Ama kendi kaygıları, kırılganlıkları ya da duygusal yükleri nedeniyle çocuğun duygularına alan açmakta zorlanabilir.

Çocuk öfkelendiğinde kırılır.

Çocuk ayrışmaya çalıştığında reddedilmiş hisseder.

Çocuk kendi yolunu seçmek istediğinde hayal kırıklığı yaşar.

Ve çocuk zamanla şunu öğrenebilir:

“Benim duygularım karşı tarafı zorlayabilir.”

Bu yüzden kendi duygularını geri çekmeye başlar.

İlişkiyi korumak, kendini ifade etmekten daha önemli hale gelir.


Sonra Bu İlişkilere Taşınır

Yıllar sonra aynı kişi partnerini üzmekten korkabilir.

Bir arkadaşına hayır demekte zorlanabilir.

İş yerinde sınır koyarken suçluluk hissedebilir.

Karşısındaki kişinin kırılması ona olduğundan daha büyük bir tehdit gibi gelebilir.

Çünkü zihninde eski bir denklem çalışıyordur:

“Benim isteğim, karşı tarafı üzebilir.”

Bu yüzden çoğu zaman kendi ihtiyacını erteler.

Karşı tarafı korumaya çalışır.

İlişkiyi korumaya çalışır.

Ve fark etmeden kendini yalnız bırakabilir.


Belki de İyileşme Burada Başlar

İyileşme, kimseyi üzmeden yaşamak değildir.

Bu zaten mümkün değildir.

Belki iyileşme, sevdiğimiz insanların zaman zaman hayal kırıklığı yaşayabileceğini ama buna rağmen ilişkinin devam edebileceğini deneyimlemekten geçer.

Çünkü sağlıklı ilişkiler, hayal kırıklıklarının hiç yaşanmadığı yerler değildir.

Sağlıklı ilişkiler, hayal kırıklıklarının ilişkiyi bitirmediği yerlerdir.

Belki ilk adım, bir karar verirken kendimize şu soruyu sormaktır:

“Şu an gerçekten ne istiyorum?”

Ve ardından gelen suçluluğu hemen susturmaya çalışmadan biraz merakla izlemek…

Bu suçluluk kime ait?

Bugüne mi ait?

Yoksa çok daha eski bir hikâyeden mi geliyor?

Ve bazen büyümek, birini üzme ihtimaliyle karşı karşıya kaldığımızda bile kendi sesimizi duyabilmekle başlar.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page